belirli bir biçimde

specifically

Turkish-English dictionary. 2013.

Look at other dictionaries:

  • kırmak — i, ar 1) Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak Taşları kırmak. Bardağı kırmak. 2) İri parçalara ayırmak 3) nsz Belirli bir biçimde katlamak Forma kırmak. 4) Öldürmek, yok olmasına neden olmak Bu yıl soğuk hayvanları kırdı. 5) Bir şeyin… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • hazır — sf., Ar. ḥāżir 1) Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan, anık, amade, müheyya Ben hazırım, isterseniz gidelim. 2) Belli bir işe yarayacak, kullanılacak bir duruma getirilmiş Yemek hazır, buyurun. 3) Belirli bir biçimde yapılmış… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yem verimi — is. Belirli genişlikteki bir alanın, belirli bir süre içerisinde ürettiği yeşil ot, doğal veya yapay biçimde kurutulmuş kuru ot veya kuru madde miktarı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kuram — is. 1) Uygulamalardan bağımsız olarak ele alınan soyut bilgi 2) Belirli bir konudaki düşüncelerin, görüşlerin bütünü İnsanlar da görünen dünyanın bir parçası olarak bu kurama girerler. H. Taner 3) Sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • sıra — is. 1) Yan yana, art arda olan şey veya kimselerin tümü, dizi Şehir esnafı şekercisinden tutun da berberine kadar iki sıra durup kendisini alkışladılar. S. F. Abasıyanık 2) Bu biçimdeki topluluğun durumu Sırayı bozmayın. 3) Belirli bir düzene ve… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • atlama — is. 1) Atlamak işi 2) Belirli bir yerden gerilip hız alarak yapılan sıçrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aşırma 3) sp. Bu biçimde en uzağa atlamak veya en yükseği aşmak amacıyla yarışılan… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • belgesel film — is. Hayattan alınan herhangi bir olguyu, kendi doğal çevresi ve akışı içinde veya gerçeğe en yakın biçimde hazırlanmış yapay bir yerde işleyen, belirli bir amacı yansıtan film …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gerilmek — nsz 1) Germe işi yapılmak, gergin duruma gelmek, belirli bir uzama ile çekilmek Koltuğunda şöyle bir gerilmiş, gülümseyerek yüzüme bakıyordu. Y. Z. Ortaç 2) Gergin bir biçimde açılmak Gülmek istedim, dudaklarım titreyip gerildi. A. Gündüz 3) mec …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • aygıt — is. 1) Birçok parçadan yapılmış alet, cihaz Telefon bir konuşma aygıtıdır. 2) anat. Vücutta belirli bir görevi yerine getiren organ grubu Sindirim aygıtı. Solunum aygıtı. 3) fiz. Birkaç aletin uygun biçimde eklenmesinden oluşturulan ve bazı belli …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • eğreti — sf. 1) Belirli bir süre sonra kaldırılacak olan, geçici, muvakkat O gün için oraya eğreti olarak getirilmişe benziyordu. A. İlhan 2) Takma Eğreti diş. Eğreti bacak. 3) Belli belirsiz 4) Uyumsuz, yakışmamış 5) zf. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kalender — is., Far. ḳalender 1) Gösterişsiz, sade yaşamaktan yana olan, alçak gönüllü kimse, ehlidil, rint 2) Özensiz giyinmiş, kılıksız kimse 3) Yalnız birisi hareketli üst üste konulmuş belirli sayıda silindirden meydana gelen ve düzgün yüzeyli kâğıt… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.